Konstantinopolis, Roma ve ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun başkenti olan, bugün İstanbul’un tarihi çekirdeğine karşılık gelen şehirdir. Antik çağda Megaralı kolonistler tarafından kurulan Byzantion’un üzerine I. Konstantinos tarafından yeniden inşa edilmiş, 11 Mayıs 330’da “Yeni Roma” (Nova Roma) olarak imparatorluğun yeni merkezi ilan edilmiştir. Kısa sürede imparatorun adına atfen Konstantinopolis, yani “Konstantin’in şehri” adıyla anılmaya başlanmıştır.
Şehir, Boğaziçi üzerindeki konumuyla Avrupa ve Asya’yı, Karadeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlayan stratejik bir noktada yer alır. Bu konum sayesinde hem ticaret hem de askerî açıdan Orta Çağ boyunca Avrupa’nın en zengin ve en kalabalık şehirlerinden biri hâline gelmiştir. Roma İmparatorluğu’nun batı kısmı çökerken, Konstantinopolis Doğu Roma/Bizans İmparatorluğu’nun yaklaşık bin yıl sürecek başkenti olarak siyasi, ekonomik ve kültürel bir merkez olmayı sürdürmüştür.
Kent, imparatorluk sarayı, hipodrom, forumlar, surlar, limanlar ve büyük kiliselerle donatılmıştı. Özellikle imparator Justinianos döneminde inşa edilen Ayasofya, yüzyıllar boyunca Hristiyan dünyasının en önemli yapılarından biri olmuş, şehrin sembolü hâline gelmiştir. Konstantinopolis, sahip olduğu surlar sayesinde birçok kuşatmaya dirense de 1204’te Haçlılar, 1453’te ise Osmanlılar tarafından ele geçirilmiştir. Osmanlı fethinden sonra da imparatorluk başkenti olarak önemini koruyan şehir, 20. yüzyılda resmî olarak İstanbul adıyla anılmaya başlanmıştır