Megaralı Yunan kolonicileri, Antik Yunan dünyasında Attika ile Peloponez arasında yer alan Megara kent devletinden çıkan yerleşimci grupları ifade eder. Bu koloniciler, özellikle MÖ 8–6. yüzyıllar arasında Ege, Marmara ve Karadeniz kıyılarında yeni şehirler kurarak Yunan kolonizasyon hareketinin önemli aktörlerinden biri hâline gelmişlerdir.
Megaralı yerleşimciler, ana kent Megara’nın nüfus baskısı, tarım arazisi ihtiyacı ve ticaret yollarını kontrol etme isteği gibi nedenlerle farklı bölgelere göç etmişlerdir. Bu göçlerin sonucunda boğazlar ve Marmara çevresinde stratejik konuma sahip koloniler kurulmuştur. İstanbul Boğazı girişinde yer alan Byzantion (İstanbul’un antik yerleşimi) ve karşı kıyıdaki Khalkedon (Kadıköy’ün antik yerleşimi) gelenekte Megaralı kolonicilere atfedilen en bilinen şehirler arasındadır.
Megaralı Yunan kolonicileri, kurdukları şehirlerde yalnızca ticari ve askerî varlık oluşturmamış; aynı zamanda dil, inanç ve şehir planlaması gibi alanlarda da Yunan kültürünü yeni coğrafyalara taşımışlardır. Koloniler, zamanla yerel halklarla etkileşime girerek kendine özgü karma kültürler üretmiş, bu yapı da sonraki Roma ve Bizans dönemlerine miras kalmıştır.
Bugün İstanbul ve çevresinin antik tarihi anlatılırken, Megaralı koloniciler sıkça “Boğaz ve Marmara geçişini kontrol etmeye çalışan erken dönem Yunan yerleşimcileri” olarak anılır. Bu topluluklar, bölgenin şehirleşme sürecinde ve Doğu Akdeniz ticaret ağlarının şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır.