IV. Murad, 1623–1640 yılları arasında hüküm süren Osmanlı padişahıdır. 27 Temmuz 1612’de İstanbul’da doğdu. Babası I. Ahmed, annesi Kösem Sultan’dır. Çocuk yaşta tahta geçtiği için ilk yıllarda devlet yönetiminde annesi, saray ağaları ve yeniçeri ileri gelenleri etkili oldu. Bu dönem; İstanbul’daki yeniçeri isyanları, Anadolu’daki Celali isyanları ve Safevilerle yaşanan çatışmalar nedeniyle karışık ve otoritenin zayıf olduğu bir süreçti.
IV. Murad, yaklaşık 1632’den itibaren yönetimi fiilen kendi eline aldı ve sert bir merkezi otorite kurmaya yöneldi. Özellikle yeniçeri ocağı ve devlet bürokrasisi üzerindeki denetimi artırdı, isyan ve itaatsizliklere karşı ağır cezalar uyguladı. Eğlence ve içki meclisleriyle bilinen İstanbul hayatını kontrol altına almak için tütün, kahve ve alkol tüketimini yasakladı; geceleri izinsiz sokağa çıkmayı sınırlayan kurallar koydu. Uyguladığı yöntemler, dönemin kaynaklarında hem düzen sağlayan hem de sert ve korku uyandıran bir yönetim tarzı olarak anlatılır.
Dış politikada IV. Murad döneminin en önemli konusu Safevi Devleti ile ilişkilerdi. 1623’te Safeviler tarafından ele geçirilen Bağdat’ın geri alınması, Osmanlı açısından büyük prestij meselesi hâline geldi. IV. Murad, önce 1635’te çıktığı Revan Seferi’yle Revan (Erivan) ve çevresine yöneldi; ardından 1638’de Bağdat Seferi’ne bizzat komuta ederek şehri yeniden Osmanlı topraklarına kazandırdı. Bu seferler sonucunda Osmanlı-Safevi sınırı büyük ölçüde kalıcı hâle geldi; 1639 tarihli Kasr-ı Şirin Antlaşması ile iki devlet arasındaki sınırlar uzun süre geçerliliğini koruyan bir çerçeveye oturdu.
IV. Murad’ın kişiliği kaynaklarda güçlü fiziğe sahip, cesur ve savaşçı bir hükümdar olarak tasvir edilir. Aynı zamanda öfkelendiğinde sert cezalar veren, şüpheci ve zaman zaman acımasız kararlara imza atan bir padişah olarak da anlatılır. Kardeşleri üzerindeki baskısı, hanedan içinde güvenlik kaygısıyla alınmış sert önlemlerle birlikte değerlendirilir. Uyguladığı ağır yöntemler tartışmalı olsa da, dağınık ve otoritenin zayıfladığı bir dönemde İstanbul ve Anadolu’da kısa sürede düzenin yeniden sağlanmasında etkili olduğu kabul edilir.
IV. Murad, 8 Şubat 1640’ta İstanbul’da vefat etti ve yerine kardeşi İbrahim tahta geçti. Onun dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun 17. yüzyıldaki siyasi ve askerî tarihinde, özellikle Safevi cephesinde elde edilen başarılar ve merkezî otoritenin yeniden tesis edilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilir.